Hasan KOÇER kimdir?

 

1963 yılında Yalıhüyük’te doğdu. İlk Öğrenimini Yalıhüyük’te, Ortaokul ve Liseyi 1982 de Taşkent’te tamamladı.

1983-1985 Yıllarında İstanbul’da serbest çalıştı. 1990 yılında Yalıhüyük Belediyesinde açılan sınavı kazanarak işe başladı. Yazı işleri müdürlüğüne atandı. Daha sonra Hesap İşleri Müdürlüğü yaptı. 1998 yılında Yalıhüyük Tapu Müdürlüğünde Memur olarak İşe Başlayan Koçer, Tapu Müdür vekilliği görevini yürüttü.30 Mart 2014 de Ak Parti’den Yalıhüyük Belediye Başkanlığına seçildi.2019 Mart yerel seçimlerinde Ak Parti’den aday olan Hasan Koçer Tekrar  Başkan seçilerek görevini yürütmektedir.

.Hasan Koçer Evli 2 si kız,1’i erkek olmak üzere Üç çocuk babasıdır.

 

TARİHİ DURUMU

Tarihi Durumu

Yalıhüyük adı ilçemizde bulunan Hüyük’ten alınmıştır. Buraya en yakın yerleşim yerleşim yeri, Yalıhüyük – Seydişehir karayolunun sağında Suğla gölünün tam karşısına düşen eski Saray yerleşim birimidir.

İlçemizde yapılan yüzey araştırmalarında eski Tunç çağı, Helenistik ve Roma dönemlerine ait toprak üstü malzemenin olduğu tespit edilmiştir. Bu da gösteriyor ki Yalıhüyük M.Ö. 2000 yıllarına dayanan bir geçmişe sahiptir. Ancak bu höyükte bilimsel olarak kazılar yapılırsa belki de, daha da eskiye dayanan bir tarihi oluşuma rastlanabilir.

Yalıhüyük, 04.11.1988 tarihinde 317 nolu karar uyarınca Konya Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulu tarafından 1. Derecede Sit Alanı ilan edilmiştir.

İlçemizde bir evin duvarında bulunan mezar steli ‘Aloueis’ adlı bir heykeltraşa aittir. Bu kişiye ait bölge yakınlarında hiçbir eserin bulunmayışı ve bölgede bu tür eserlerin başka hiçbir yerde olmaması akla o tarihlerde yaşayan ilk ve tek heykeltıraşın ilçemizde bulunduğudur.

İlginçtir ki Bozkır ilçesine adını veren ‘Bozkır Bey’ de, 1400’lü yıllarda Yalıhüyük’te bir çiftlikte yaşamıştır.

Evrensel olan bu kültüre sahip çıkmamız gerekmektedir. Bu nedenle bütün bölge halkımızın, gençlerimizin ve öğrencilerimizin bu tarihi mirası kurulamaları gerekmektedir. Yol kenarlarında, dağlarda, tarlalarda, toprak işlerinde ortalıkta duran ya da tesadüfen bulunan tarihi eserlere mutlaka ama mutlaka sahip çıkmalıyız.